- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir Emeklinin İlk 100 Günü (1)
Başlık arkadaşıma ait. Emekliliğin ilk ayının son günlerinde bir yemek vesilesi ile bir araya geldiğimizde “Bilal Bey, emeklilik nasıl gidiyor?” diye sordu. Sorusunda haklılık vardı. Son 10 senedir ben THY’de Genel Müdür olarak çok yoğun bir çalışma hayatı geçirmiştim; 7/24 bir operasyon yürütüyor, dünyanın 6 kıtasında uçuş yapıyor, “üzerinde güneş batmayan”, Türkiye’nin gurur markası bir şirketi yönetiyorduk. Bazen gün yetmiyordu. Biraz da diyet ile kilo vermiş olmanın görünüşü ile gençleşmiştik. Üzerimize rahatlık giymiştik.
Biraz yaptıklarımı anlatınca “Yaz, Bilal Bey,” demişti, “Yaz, faydalı olur!” Tebessüm ederek “Bir emeklinin ilk 100 günü diye yaz.” Ben de üniversite yıllarında çıkardığımız dergiden sonra uzun yıllar rahat rahat yazamamanın verdiği hasretle bir yerden başlayayım dedim.
Elbet bunlar benim hikâyem. Herkesin hikâyesine uymayabilir. Hayatın nelere gebe olduğunu bilmeyiz. Yarın ne olacağı kime malum? O yüzden belki erkendir yazdıklarım. Ama yazı hasretine daha ara vermemek ve belki de emekliliğin ilk 100 günü hikâyesinin bir adımı diye "Bismillah" demek istedim.
Emeklilik hazırlıkla başlar.
Düşünün; 37 yıldır, şükür, aralıksız çalışıyorsunuz. Son yıllarınız üst düzey yönetici olarak geçiyor. Son 10 yıl Genel Müdür olarak Türkiye’nin gurur markası bir şirkette çalışıyorsunuz. Algınız ve maddi durumunuz iyi. “Ye kürküm ye!” kültürünün belirgin olduğu bir toplumda yaşıyorsunuz. O halde; emekli olunca, kürk üzerinizden çıkınca yeni hayata hazır mısınız, hazırlık yaptınız mı?
Başta söyledim, bunlar benim hikâyem, herkese uymaz. Şirkette webinar üzerinden çalışanlar ile sohbet ediyorduk. Özellikle genç çalışanlar nerede oturduğumu merak ediyorlardı. Herhalde THY Genel Müdürü, İstanbul’un bilinen lüks semtlerinde bir villada yaşıyor olmalıydı. Sorularına cevaben “Maltepe’de aile apartmanımızda oturuyorum. 22 yıldır aynı yerdeyim. Hatta aynı mahalle berberine gidiyorum.” dedim. Sonraki geri dönüşlerden çok mutlu olduklarını anlamıştım. Hafta sonu sahilde deniz kenarında taşın üstüne oturarak kitap okurken beni THY Genel Müdürü'ne benzeten birisinin “Ama ne kadar da benziyor!” deyişi ile normal hayatta ben,babamın oğlu, annemin —anneler günü kutlu olsun— yavrusu, emiceoğullarının ve arkadaşlarımın Bilal’i idim.
Demek ki birinci adım; “makamınızdan, paranızdan bağımsız”, anlayış ve yaşantı itibarıyla kimliğinizi oluşturan mahallenizden kopmamanız.
Yazının ilk adımına burada bir virgül koyalım...
Anneler Günü'nü Necip Fazıl’ın şiirinden bir alıntı ile bitirelim: “Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar.”
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder