RAYDAN Notlar 7- DEMİR ALMAK GÜNÜ
İş Tatmini ve Arayışlar
TCDD, burs ve mecburi hizmet sebebiyle okul sonrası gözümüzü açtığımız, mesleğe ilk adımımızı attığımız yerdi. Çalışmaya başladığım birimde ilk elektronik mühendisi olmama rağmen, mesleki anlamda bir türlü iş tatmini yaşayamıyordum. Ben gerçek bir mühendislik işi yapmayı bekliyordum; ancak çalıştığım birimde o dönem böyle bir çalışma alanı yoktu. Bu yöndeki kısmi girişimlerimiz de ne yazık ki akim kalmıştı.
Okul arkadaşlarımın çalıştığı iş yerlerine gidiyordum; devre dizayn ediyorlar, yeni projeler geliştiriyorlardı. Ben ise çok nadiren elektronik devrelerle ilgili iş yapabiliyordum. Şantiyeler ise genel kontrol süreçleri dışında mühendisliğe pek bir katkı sağlamıyordu. Haftalar geçtikçe kendi kendime, "Ben ne yapıyorum? Acaba bende mi bir eksiklik var?" diyordum.
📌 Arayış Dönemi ve Baba Nasihati
Kısacası, iş açısından mutlu değildim. Sosyal olarak üniversitedeki arkadaşlarımla ilişkilerimi devam ettirebilmek amacıyla işletme yüksek lisansına başlamıştım. İş yerinde gündüz yerine gece çalışıyor, N. Abi tarafından TCDD için dizayn edilen telefonların montaj ve testini yapıyordum; bazı günler ise okula gidiyordum.
Okul, dönem arkadaşları olmayınca öksüz; iş yeri ise mühendislik pratiği olmayınca mahzundu. Mecburi hizmet süresi de bittiği için aktif olarak iş arayışına başlamıştım.
Rahmetli babam, devletten başka bir yere geçmeme karşıydı. Bana hep, "Oğul, evin var. Devlette işin var, sabah gidip akşam geliyorsun. Ne yapacaksın başka yeri?" derdi. Babam yıllarca Almanya’da işçi olarak çalışmış, çocuklarını yılda sadece bir hafta görebilmişti. Belki de bu bunun etkisiyle sakin, risksiz ve güvenli bir hayatı tercih ediyordu.
Halbuki bana bakarak, Bayındırlık Bakanlığından mecburi hizmet karşılığında burs almış amcaoğluna babasının yaklaşımı çok farklıydı. Yap-sat inşaatçılık yapan babası ona, "Oğlum bırak gel. Senin bir yılda aldığın maaşı ben bir dairenin pazarlık payı olarak kullanıyorum," diyerek oğlunun inşaat işi yapmasını istiyordu. Elbette kaderin ne yazdığı bilinmezdi; hepimiz kendi kader çizgimizde ilerliyorduk.
💼 Özel Sektörle İlk Temas ve "Bereketli Para"
İş arayışına başladım. İlk mülakatımı ‘İh. Ev. Al’ firması ile yaptığımı hatırlıyorum. Avrupa Yakasındaki iş yerinde gerçekleşen detaylı bir mülakatın ardından, "Tamam, başla," dediler. Mesai mefhumu yoktu ve cumartesi günleri de çalışma olacaktı. Ücreti sorduğumda, TCDD'de aldığım maaştan %10 daha düşük bir rakam teklif ettiler. Moralim bozulmuş ve bu durum yüzüme de yansımıştı. Moralımın bozulduğunu fark edince yetkili, "Ama bizim paramız bereketlidir," dedi. Hem evime uzak olması hem de teklif edilen ücret bana pek "bereketli" gelmemişti.
Daha sonra Kartal’daki ‘Al-Alüminyum’ firmasına başvurdum. Patronla güzel bir mülakat gerçekleştirdik. Beni beğenmiş olacak ki mevcut ücretimin %15 üzerinde bir maaş önerdi. İş yeri evime yakındı; zannediyorum cumartesi günleri de çalışılacaktık. Fabrikada çok sayıda elektronik kontrol devresi vardı ve ben bir mühendis olarak doğrudan onlarla ilgilenecektim. Kendimi yetiştirmek adına bu sürece değerdi. Öyle düşünmüştüm.
🏢 Lojman mı, İş Tatmini mi?
Kurumumdan ayrılış işlemleri için firmadan süre isteyip durumumu TCDD Tesisler Müdürüme açtım. Müdürümüz Oğuz Bey’di ve ayrılmamı istemiyordu. Ankara’da ise Tesisler Başkanı olan ve kendisine hâlâ "abi" diye hitap ettiğim Mehmet U. Abi de kalmam için telefonla arayıp, "Ayrılma Bilal, sana Erenköy’den lojman veririz," dedi.
Bir memurun lojman hakkı elde etmesi hatırı sayılır bir ayrıcalıktı. Fakat benim sıkıntım lojman değildi ki; babam sağ olsun evim vardı, gelirim de yeterliydi. Benim hayatımda eksik olan şey iş tatminiydi; fakat bu detay maalesef sorgulanmıyordu. Nihayetinde müdürüme istifa dilekçemi sunarak ‘Al.-Alüminyum’ firmasına geçiş yaptım.
⚠️ "Ev Kedilerinin Sokakta Yaşaması Zordur"
Pazartesi günü yeni işime gittim ve patrona geldiğimi belirttim. "Hoş geldin" diyerek hemen ekledi: "İmalathanede fırın arızalı, yurt dışından tamir için bir teknisyen geldi, git onunla ilgilen." Fırının başına geçip teknisyenin ne yaptığıyla ilgileniyordum. Aradan iki saat geçmemişti ki patron yanımıza geldi. Bana, "Ne yapıyorsun?" dedi. Ben de "Teknisyenin ne yaptığına bakıyorum," cevabını verdim. Patron sert bir tonla, "Ben sana bakman için değil, iş yapman için para veriyorum; iş yap, iş!" diye sertçe çıkıştı.
Aslında moralim çok bozulmuştu, adeta şoke olmuştum. Belki de dört yıldır kamuda çokça takım elbiseyle çalışmanın verdiği kurumsal kültür bende bu şoku yaratmıştı; zira biz böyle bir üsluba alışmamıştık.
O yüzden her zaman söylerim: Eğer özel sektörde çalışacaksanız, iş hayatına önce kamuda başlamayın. Ev kedilerinin sokakta yaşaması bu sebeple zordur. Benim önerim şu olur: Önce özel sektörün dinamiklerini tecrübe edin, istiyorsanız daha sonra kamuya geçin.
TCDD’ye Geri Dönüş
Patron daha sonra beni çağırarak, "Yarın Çayırova’ya git. Orada yeni tesisimiz kuruluyor. İtalya’dan formen geldi, onlara yardım et," dedi. Ertesi gün Çayırova’ya gittim. Tesis henüz yeni kuruluyordu; demir direkler monte ediliyor, ben de ilgili kişilere kısmen yardım ediyordum. Hava aşırı sıcak, yerler ise tamamen toz topraktı.
Öğle saatlerine doğru sıcaktan alnımdan boncuk boncuk terler akıyordu. Elimi anlıma sürüp terimi sildiğimde avcumun simsiyah olduğunu gördüm. Gayriihtiyari, sessizce kendi kendime, "Lanet olsun, ben bunun için mi okudum?" dedim.
Akşam eve döner dönmez Oğuz müdürümü aradım. Durumu anlatarak, başka bir şey diyemediğim için bana verilen sözlerin tutulmadığını ve mümkünse kuruma geri dönmek istediğimi belirttim. Oğuz Bey, "Bilal, ben istifa mektubunu onaylayıp başmüdüre gönderdim. Ama sen beni yarın10’da ara, eğer başmüdür henüz onaylamadıysa evrakı önünden çekip alayım. İmzalamışsa yapacak bir şey yok," dedi.
Ertesi gün saat 10.00’u iple çektim. Telefonu açtığımda Oğuz Bey müjdeyi verdi: "Gel başla, istifa mektubunu Başmüdürden geri aldım." Böylelikle, kısa bir molanın ardından TCDD’deki görevime yeniden dönmüş oldum.
Geri döndüğümde hiç kimsenin bana "Hayırdır, ne oldu?" diye sormadığını hatırlıyorum. Günümüzde birçok modern şirkette "işten ayrılış mülakatları" yapılıyor. Bu mülakatların doğru bir yöntemle ve gerçekten amaç öğrenmek amacıyla yapılması, şirketlerin insan kaynakları politikalarının gelişmesine çok büyük katkılar sağlamaktadır.
🚀 Yeni Bir Dönem: İstanbul Ulaşım A.Ş.
Ancak içimdeki arayış bitmemişti; demek ki artık demir alma günü gelmişti. 1994 mahalli seçimleri gerçekleşmiş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuştu. O yıllarda İstanbul’da "hafif metro hattı" olarak adlandırılan Aksaray-Otogar hattı faaliyetteydi ve bu hattı işleten şirket İstanbul Ulaşım A.Ş. idi (şimdiki adıyla Metro İstanbul).
Ulaşım A.Ş.’nin Atölye Müdürü, üniversiteden büyüğümüz rahmetli Osman Arı’ydı. Şirkete demiryolu tecrübesi olan mühendisler arıyorlardı; benim de TCDD'den gelen 4 yıllık hatırı sayılır bir tecrübem vardı.
Detaylarını başka yazılarımda anlatacağım bir görüşme sürecinin ardından, İstanbul Ulaşım A.Ş.'de Elektronik Atölye Şefi olarak işe başladım. Bu esnada TCDD’den henüz resmen ayrılmamıştım. Bir önceki Al.-Alüminyum tecrübemin verdiği temkinlilikle, "Ne olur ne olmaz, önce bir süre deneme yapayım," diye düşündüm. (O dönemlerde sigorta sistemi manuel işlediği için, yeni bir yerde işe başladığınızda işyerlerinizin bundan herhalde hemen haberi olmuyordu.)
Aradan geçen 10 gün içinde yeni işim beni tamamen sarmıştı; artık TCDD'den ayrılabilirdim. Kuruma gidip şefime yeni yerimi aktardım ve ayrılış dilekçemi sunacağımı söyledim. Şefim tebessüm ederek, "Biz zaten duymuştuk," dedi.
🛤️ İki Ray Arasındaki Yolculuk
TCDD'ye ilk başladığımda müdür yardımcımızın bize söylediği o meşhur "kıçın raya değmesi" deyimi nihayet gerçekleşmişti. TCDD’den ayrılıyorduk ama yine raylar üzerinde yükselen başka bir sisteme geçiş yapıyordum.
TCDD bünyesinde geçirdiğim 4 yıl boyunca elektronik mühendisliği açısından kendimi tam anlamıyla geliştirememiş olsam da; demiryolu sinyalizasyonu, haberleşme ve elektrifikasyon konularını genel olarak öğrenmiştim. En önemlisi, bende bir demiryolu kültürü oluşmuş ve bir iş ortamında çalışmayı öğrenmiştim. Bu kıymetli kazanımlarla yeni bir yola, yani İstanbul Ulaşım A.Ş.’ye adım attım.
Neticede bu bir iş hayatı yolculuğuydu. TCDD’de birlikte mesai tükettiğim tüm yöneticilerime şükranlarımı sunuyorum. TCDD ile olan gönül bağımı hiçbir zaman koparmadım. Bu anlattıklarım, yaşanmış tecrübelerin ışığında "daha iyisinin her zaman mümkün olduğuna" dair birer ufuk turudur. Sezai Karakoç’un Hatıralar kitabı başlangıç bölümünde dediği gibi: “ ..tecrübelerimizden yararlanacak birkaç kişi çıkacaksa” yazmağa değerdi.
TCDD safhasını bir dua ile bitirelim. “Allah hepimizi deraydan korusun.”
Bu Yazıdan Genç Arkadaşlara Tavsiye
· Faydalı İse İş Yerinizi Değiştirin: Elbette iş yerleri arasında zıplama oyunu oynamayın. Fakat mevcut çalıştığınız yer sizi geliştiremiyor ise küsüp oturmayın, ‘kederinize’ razı olmayın. Küsüp oturan kaybeder. Mevcut işten ayrılmadan yeni işinizi bulun. Çalışırken iş aramak her zaman daha avantajlıdır. Mevcut ücretinizden daha iyi teklif alma şansınız yükselir. Daha yüksek pozisyona gidebilirsiniz.
Linkedin Bağlantısı: https://www.linkedin.com/posts/bilaleksithy_tcdd-metroiaovstanbul-maeshendis-ugcPost-7481411121938251777-qdx5/?utm_source=share&utm_medium=member_desktop&rcm=ACoAACVH1ykBUZG5DZ1s0fPvVnVW2lCUfsvvLyM

Deneme
YanıtlaSil