ULAŞIM AŞ- 1 "MEKTEPTE" İŞE BAŞLAMAK
Hani geriye dönüp baktığınızda “Hayatımın dönüm noktası” dersiniz ya... İşte sonradan iş hayatıma baktığımda, İstanbul Ulaşım A.Ş.’de (bugünkü adıyla Metro İstanbul) işe başlamak benim hayatımda tam olarak böyle dönüm noktasıydı. Kısacası benim için bir “mektep” olmuştu.
Bugün aradan 30 yıl geçmesine rağmen Ulaşım A.Ş.’deki çalışma arkadaşlarımızla kurduğumuz (sağ olsun Ali Aykanat Bey oluşturmuştu) WhatsApp grubunun ismi hâlâ “Ulaşım Mektebi”dir.
Bu “mektep”den nice arkadaşlar yetişti. Bir çok üst yönetici oldu bu arkadaşlardan. Demiryolu sektöründe bir ekolu oluşturdular, yerli tramvayı yaptılar, sinyalizasyonu yerlileştirdiler, üç arkadaşımız da TCDD’de Genel Müdür oldu. Biz de onların sevinci ile uçtuk.:)
İstanbul Ulaşım AŞ’de yetişen arkadaşların güzel bir iş ahlakı oluşturduğunu bu geleneğin bugüne kadar da sürdüğünü söylersem abartı olmaz.
“Ulaşım Mektebi”ne İlk Adım
Peki ben bu “mektebe” nasıl girdim? “Demir Almak Günü” yazımda da belirtmiştim. 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını Tayyip Erdoğan kazanmıştı. İstanbul Ulaşım A.Ş. Atölye Müdürü olarak üniversiteden abim olan rahmetli Osman Arı çalışıyordu. Onun bilgilendirmesi ile Ulaşım A.Ş.’ye iş mülakatına gittim.
Mülakatımı, daha sonra uzun süre Genel Müdürlüğümüzü yapacak olan Genel Müdür Yardımcısı Abdurrahman Gündoğdu ve diğer Genel Müdür Yardımcısı H. Ersoy Bey yaptı. Genel Müdür ise Ahmet Gök Bey’di. Demiryolunda yaklaşık 4 yıllık tecrübem vardı; yeni kurulan bir şirkete göre fena bir tecrübe değildi. Çok muhtemelen benim hakkımdaki bilgilendirmeyi de rahmetli Osman Abi yapmış olmalıydı.
Unvan mı, Yetkinlik mi? Zor Bir Seçim
Mülakat sonucunda bana iki pozisyon teklif edildi:
- Yeni kurulmuş Ar-Ge Müdürlüğü
- Elektronik Atölye Şefliği
Müdürlük elbette daha cazipti. Şirket arabası veriliyordu ve maaşı da mevcut durumuma göre oldukça iyiydi. “Ar-Ge Müdürlüğü ne iş yapar?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Bana bazı şeylerden bahsettiler fakat o gün itibarıyla anlatılanlar bana göre çok ayakları yere basan şeyler değildi.
Elektronik Atölye Şefliğini sordum; sinyalizasyon, elektronik devreler, telsiz vb. sistemleri söylediler. “Ben Elektronik Atölye Şefliğini seçeyim” dedim. Kapsamı belliydi, tecrübem bu sahadaydı. Özlük hakları elbette müdürlüğe göre daha düşüktü ama birikimime uygundu.
Daha sonra bu seçimimin ne kadar isabetli olduğunu gördüm. Ar-Ge Müdürlüğüne alınan arkadaşlar yaklaşık 6 ay içinde değişiyordu. Çünkü onlardan beklenti yüksekti ama görev tanımı sisler arkasındaydı. Gelen arkadaşlardan somut bir şey görülemeyince "herhalde yapamıyor" denilerek görev değişimi oluyordu.
Sorumluluk ve İlk Yöneticilik Deneyimi
Böylece 8 kişilik bir atölyeye şef olmuştum. Bir anlamda ilk resmî yöneticilik görevimdi. Gerçi okul hayatımda ve askerlik dönemimde yöneticilik (yurt yöneticiliği vb.) deneyimlerim olmuştu. Fakat bu görev çok farklıydı; çalışan bir sistemi aksatmadan yürütmemiz gerekiyordu.
Sinyal sistemi en kritik olanıydı. Buradaki bir arıza tüm sistemi etkiliyor, hafif metro araçlarının hareketi duruyor veya çok yavaşlıyordu. Araç elektroniği, telsiz ve Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS) gibi sistemler de son derece kritikti.
Genç Bir Şirket, Genç Bir Ekip
Şirket henüz yeniydi, çalışan arkadaşlar da gençti. Sistem ise geçici ve kesin kabul dönemlerindeydi. Bu durum hem şirkete adaptasyonu artırıyor hem de devam eden eğitimler ve sistemin Atatürk Havalimanı’na uzaması sebebiyle saha testleriyle öğrenme imkânı sunuyordu.
Şirketin yeni olması, kalıplaşmış dogmaların olmamasını sağlıyordu. Ekibin genç olması ise yeni teknolojiye uyum sağlamalarını ve öğrenme süreçlerini kolaylaştırıyordu.
Ulaşım A.Ş. 1988 tarihinde kurulmuştu. 1994 yılında Aksaray-Otogar arası "arası açıktı ve Bakırköy’e uzatma çalışmaları devam ediyordu. Araçlar ABB [İsveç firması], sinyalizasyon sistemi de yine ABB Sinyal’di.
“Göz Hafızası” ve Öğrenme Süreci
Bugün o dönemden hatırımda kalan en önemli şey şuydu: Şefliğe başladığımda —daha sonraki her görevimde yaptığım gibi— elimizdeki tüm envanteri öncelikle gözden geçirdim. Örneğin tüm dokümanlara sayfa sayfa, tek tek çevirerek göz attım.
"Göz attım" diyorum çünkü hepsini kısa sürede tam olarak okumak mümkün değildi. Böylelikle göz hafızası olarak “Böyle bir şey vardı” diyebilecek noktaya geldim. Lazım olduğunda açıp bakabilmeyi hedefliyordum.
Sorumlu olduğum sistemleri fiziki olarak gezdim, arkadaşlardan bilgi aldım. “Ben zaten biliyorum” demeden sordum; sordukça ve okudukça öğrendim. Ancak daha sonra öğretme ve yönetme safhasına geçtim.
Ekip Ruhu ve Yüksek Motivasyon
Ekibim zaten küçük bir ekipti. B.K Bey adında bir mühendis arkadaşımız da vardı. İş birliğine son derece açık, çok iyi bir arkadaştı; askerliğe kadar beraber çalıştık.
Çalışma hayatım boyunca atandığım yeni görevlerde mevcut hazır bulduğum arkadaşlarla çalışmaya gayret ettim. Onların motivasyonunu ve verimini artırmaya çalışmak her zaman birinci görevim oldu. Çalışan insanla çalıştım. Yeni alınacak arkadaşlarla ise —imkânım olduğunca, son görevim hariç— bizzat mülakat yapmaya ve en uygun olanları ekibe katmaya gayret ettim.
Büyük bir motivasyona sahiptik. Tüm arkadaşlarımın da aynı hissi paylaştığını söyleyebilirim. Kendimizi ispat etmek ve bize güvenenleri mahcup etmemek istiyorduk. O yüzden daha fazla çalışmak için çabalıyorduk. Çalışınca mutlu oluyorduk. O zamanları anarken hep şöyle derim: “Cihat aşkıyla çalışmak...”
Şairin de dediği gibi:
“Çalışmak! ... Hem nasıl?: Canlarla, başlarla;
Nasıl hâsır kalır” tevfîki hak ettim” diyen millet?”
Evet, bu gayretin sonunda başarının geldiğini bu ilk yazımda belirtmiş olayım.
Bu yazıdan kariyer yolculuğunda olan genç arkadaşlara tavsiyeler:
- Doğru Basamağı Seçin: Kariyer basamaklarınızda ne olursa olsun rastgele bir basamağa değil; gerçekten yapabileceğiniz ve başarılı olabileceğiniz basamaklara talip olun. Başarılı bir şeflik, başarısız ve mutsuz bir müdürlükten her zaman iyidir.
- Saha ve Envanter Hâkimiyeti: Sorumluluk alanınızın envanterine, en azından göz hafızanız olacak şekilde baştan hâkim olun. Gözle görün, elle temas edin, yerinde ziyaret edin. Bunu şöyle söylerdim arkadaşlara: Düşünün bir takımın komutanısınız operasyona gittiniz ama hangi teçhizata sahip olduğunuzu bilmiyorsunuz. O operasyonda başarılı olmanız mümkün değildir.
- Ekip Dinamikleri ve Adalet: Çalışma arkadaşlarınızın iş yapıp yapmadığı birinci önceliğiniz olsun. Biz aşure kültüründen geliyoruz, kapsayıcıyız. Fakat ortamı zehirleştiren, ekip ruhunu kasten bozan ve ekibe aykırı durmakta ısrar edenlerle yolları ayırmak da genel ekibin menfaatinedir.
#Metro #Demiryolu #Kariyer #Ulaşım



Yorumlar
Yorum Gönder